Gelişim hayat boyu sürse de, çocukluk gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Kesintisiz gibi algılamak yerine bilimsel bakış, anlamayı kolaylaştıracak çocukluk evresinin kendine özgü bir takım özelliklerinin olduğunu kabul etmektedir. Çocukluğun belki de en önemli uğraşılarından biri büyümektir. Büyüme sürecinde çocuklar çeşitli nedenlerle duygusal ve davranışsal sorunlar yaşayabilirler. Yetişkin dünyasında sorunların dille ifadesi daha olağanken çocuklar -özellikle 6 yaş öncesi- sorunlarını daha çok davranışlarıyla ifade etmektedirler. Bu durum yetişkinlerin destek ve yardımına ihtiyaç duyulan çocukluk döneminde davranışların bir gösterge olarak ele alınmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Üstelik sağlıklı ve doyumlu geçirilmiş bir çocukluğun yetişkinliğe de doğrudan etki etmesi bugün gelişimsel psikolojinin temel tespitlerinden birini oluşturmaktadır. Bu perspektif sorunların derinleşmeden ele alınabilmesini ve ebeveynlerin destek ve yardımının yetmediği zamanlarda uzman desteğine başvurulmasını gerekli kılmaktadır. Sıkı bağı dolayısıyla ebeveynleriyle yürütülmesi gereken psikoterapi süreci sorun veya sorunlarının tespitiyle başlatılır. Ebeveynleriyle yapılan psikoeğitimle sorunlarının azaltılması ve gerekli olması durumunda uzmanla gerçekleşecek psikoterapi sürecine başlanır. Psikoterapi boyunca ebeveynlerle çalışmaya aralıklı olarak devam edilir.
